.::Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği::.

Pazartesi
Sep 06th
Yazı Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

ANILARDA SON ERMENİ'NİN YAZARI SAYIN ABDULLAH AYATA  İLE BİR  SOHBET

M.Orhan Cebeci

   Abdullah Ayata'yı bende  tesadüfen derneğimizin yayınladığı  Bizim Kayseri dergimiz vasıtasıyla tanıdım. Önce telefonla derneği aradığında görüştüm. Daha sonra da  Tomarzalılar Kültür ve Yardımlaşma Vakfının 16 ncı kuruluş yıldönümü dolayısıyla davetli olduğu programına katılmak için geldiği İstanbul'da dernek merkezimizde beş saate yakın sohbet ettik. Bu sohbette onu daha iyi tanıma fırsatı buldum. Müşterek tanıdıklarımız oldu.Tomarza Şıkbarak köyünden ( o tarihte Develiye bağlı) dedesi merhum İbiş hocanın dedem Fevzi Numan Cebeci (Kara Müftü) ile o yıllarda arkadaş dost olduklarını öğrendim.Laf lafı açtı Ayata'nın Ağabeyi Galip beyin Bahaeddin ağabeyimle, kendisininde amca oğlu  Lutfullah Cebeci ile beraber aynı dönemde  Kayseri'de okuduklarını tesbit ettik.

   Anılarda Son Ermeni nin yazarı olarak tanınan Ayata'nın İstanbul'a gelmesinin bir nedeni de bu romanların film yapılması ile ilgili Rejisör Yücel Çakmaklı ve  Tiyatrocu Ahmet Yenilmez ile görüşmekti. Horkut'un uzun metrajlı film yapılması için Çakmaklının ofisinde yardımcıları ile görüşme yaptı.

    Anılarda Son Ermeni yi çok beğenen bir yayıncının  astronomik teklifler yaparak romanın bazı yerlerinin değiştirilmek şartıyla yabancı dillere çevrilmesine kadar süren olayları konuştuk. Türkiye dışında kitap fuarlarındaki, yurt dışında yaşayan Türk asıllı Ermenilerin gösterdikleri ilgiden ve alakadan etkilendim.

   Anılarda Son Ermeninin Tiyatrocu Ahmet Yenilmez tarafından sahneye  uyarlanarak sahnelendiğini ve büyük ilgi gördüğünü, Türkiye turnesine şimdilik önemli bir nedenle ara verildiğini öğrendim.

   Bir solukta okunan kitaplar vardır. İşte onlardan birkaçı. Keşke 0 Deli Ben Olsayıdımı  Anılarda Son Ermeniyi, Kartallar Kafese Sığmazı ve Horkutu bir hafta içinde sadece akşamları olmak üzere hepsini zevkle ve hayecanla okudum. Okuduktan sonrada  bir okur ve hemşehrisi olarak onun eserlerini tanıtmak yaymak için elinden ne gelirse yapmam gerektiğini düşündüm.

   Çok akıcı bir dille kaleme alınan  bu eserler kurgu romanın en güzel örneklerini teşkil ediyor. Eline kolun sağlık Ayata. Hayatımda böyle sürükleyici, okurken yaşanan bir romanı ilk defa okudum desem mübalağa etmiş sayılmam. Bir ara kendimi dünya klasiklerinden bir romanı okuyor zannettim. Kayseri'nin ve Türkiye'nin hatta dünyanın Ayata'ya sahip çıkmasını umuyor bekliyorum. Onu tanımayanlar,romanlarını okumayanlar çok iddialı şeyler yazdığımı düşünebilirler. Onu okuduktan ve tanıdıktan sonra bana hak vereceklerini zannediyorum.

    Altın Kitaplar Yayınevine ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğüne bu güzel eserlerin okuyucu ile buluşmasına vesile oldukları için teşekkür ederim. Kültürümüze önem veren kitap dostlarını bu değerli eserlerin basılması ve okuyucuya ulaşması için ona yardımcı olacağını umuyorum.

   5-6 Haziran 2009 da Kayseri de   Sayın Hayrunnisa Gül'ün himayesinde  "Türkiye okuyor" kampanyası düzenleniyor. Bu etkinlikte Kayseri'den üç yazar bulunuyor. Kampanyada kitapların tanıtımı yapılacak. Bunlardan biri de Abdullah Ayata. Frankfurt kitap fuarı yılın en çok okunan kitapları arasında yine onun adını görüyoruz.

    Sohbetimizde ona Son Ermeni romanının  neden anılarda Son Ermeni oldu? diye sorduğumda cevabı şu oldu. "Kitabım basılmadan önce okuyan bir yayınevi  bu isimde çıkmaması için isim hakkını alarak aynı isimde bir kitap yayınladı. Bu sebepten başına ilave koymak zorunda kaldık."


ANILARDA SON ERMENİ'NİN YAZARI ABDULLAH AYATA KİMDİR?

 

    Onu herkes Anılarda Son Ermeni'nin yazarı olarak tanıyor.1958 Kayseri-Tomarzada doğdu.Kaybolmaya yüz tutmuş geleneklerimiz  konulu makaleleri lise yıllarında bazı dergi ve gazetelerde yazdı. Milli,manevi,kültürel değerlerimizi korumak,bu konulardaki eksiklik ve aksaklıklara çözüm sunmak amaçlı şimdiye kadar fazla işlenmemiş konularda kurgu öykü ve romanlar yazmaya devam etmektedir.Halen Kayseri Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde eğitimci olarak görev yapmaktadır.2005 yılında Aydınlar Ocağı Kayseri şubesi "Yılın Kültür Adamı", 2006 da Türkiye Yazarlar Birliği "Yılın Romancısı"  ödülüne layık görüldü.

YAYINLANAN ESERLERİ:

  • 2004 Yılında Altın Kitaplar Yayınevi  ANILARDA SON ERMENİ,
  • 2006 Yılında Altın Kitaplar Yayınevi  KARTALLAR KAFESE SIĞMAZ
  • 2008 Yılında Altın Kitaplar Yayınevi  HORKUT
  • 2009 Kayseri Büyükşehir Bld.Kültür Yayınları KEŞKE O DELİ BEN OLSAYDIM

YAYINA HAZIR ESERLERİ:

  • Muhbir Mehmet
  • Torosların Cinleri
  • Küçük Dağların Gölgeleri

 


~~KEŞKE O DELİ BEN OLSAYDIM~~

Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları 2009

KONUSU:

   Vatanını,memleketini delilik derecesine seven deli Ahmet'in (Ahmet Sağıroğlu'nun) Kayseri-Develi(Türkmenköy) Şıkbarak köyünden Mersine ,oradan da Arjantin'e, Bueonos Aires'e uzanan gerçek hayat hikayesi.Sümer bez fabrikasının neden Kayseri'de kurulduğunun öyküsü. Akıcı anlatımıyla bu hikayeyi kitaplaştıran Abdullah Ayata'y teşekkür ederiz.Kitap dostu herkesin bu romanı okumasını tavsiye ediyoruz.Sade yalın bir dille yazılan bu roman akıcı üslubuyla yöresel bir şive kullanılarak kaleme alınmıştır.Bizde bunu tanıtmakla ve duyurmakla bu örnek çalışmanın, emeğin karşısında Kayseri'ye ve yazara karşı vazifemizi yapmış olacağız.

 

ROMAN İÇİN NE DEDİLER

 

Mehmet ÖZHASEKİ (Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı)

    Her milletin tarih akışını yönlendiren liderleri,kahramanları,kültürünü,oluşturan alimleri ve sanatkarları vardır.Tanınıp bilinen,sevilip unutulmayan kahramanlarımızın yanı sıra adları yanı sıra adları bilinmeyen ,yaptıkları duyulmayan,hatta mezarları bulunmayan şahsiyetleri vardır.Onlar,geçici dünya hayatı içinde bedenlerine verilen ömrü milletleri,devletleri,inandıkları kutsal değerler uğruna adadıkları servet,şöhret edinme gereği duymamışlardır,görevlerini yapmış olmanın verdiği mutlulukla aramızdan gerçek dünyalarına ayrılıp gitmişlerdir.
Binlerce yıllık tarih ve kültür mirasına sahip olan şehrimizin bize  emanet edilen  eserlere sahip çıkarak gelecek nesillere aktarmayı amaç edinen belediyemiz,bu konu üzerideki çalışmalarını titizlikle sürdürmektedir.Bundan önce yazdığı romanlarıyla ülke genelinde dikkatleri üzerine çeken,yazar Abdullah Ayata tarafından uzun araştırmalar sonucu kaleme alınan bu eserin konu ve anlatımıyla kendi alanında hak ettiği yeri alacağına inanıyoruz.

 

TEŞEKKÜRLER SAYIN ÖZHASEKİ

   Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından basılan bu eserin ilk baskısı kısa zamanda bitti. Abdullah Ayata'yı tanımamıza vesile olan Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürü Sayın Oktay Durukan'a teşekkür ederiz.Yazarın basımdan telif hakkı almadığını öğrendik.Bu kitapların tanıtılması için Kayseri kültürüne önem veren sponsorlara ihtiyaç var.Sırada  yayına hazır yeni romanlar,basılmayı bekleyen bu değerli eserleri okuyucu ile buluşturmak için çaba sarf edecek  kişi ve  kurumlar gerekli.Bunlar basıldıkça devamı gelecek.Vazifemiz onun bu çalışmalarının devam etmesi için ona destek olmaktır.

 


~~ANILARDA SON ERMENİ~~

Altın Kitaplar Yayınevi 2004 (6.Baskı)

KONUSU:

   Ermeni kızı Horimsi ile Türk genci Veli'nin aşklarını,ayrıca 1915'deki Tehcir Kanunu nedeniyle uzak Osmanlı vilayeti Beyrut'a gönderilen son ermeni kafilesindeki marongoz ustası Gazer efendinin hayatını anlatan trajik bir göç ve sıla hikayesidir.Gerçek olaylardan esinlenerek kaleme alınan Anılarda Son Ermeni.Türk insanının hoşgörüsünü,konukseverliğini ve yardımseverliğini yalın akıcı bir dille anlatmaktadır.

ROMAN İÇİN NE DEDİLER

   Basından Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün  kitaplığındaki bir başka ilgi çekici roman da Abdullah Ayata"nın "Son Ermeni" adını taşıyan eseri olduğunu öğreniyoruz.Kitap ile ilgili yorum şöyle "Türkiye"nin yakın tarihine farklı bir açıdan yaklaşan, dilleri ve dinleri ayrı olan iki milleti sevgi-saygı çemberinde buluşturan roman, kurgusundan dolayı Kurtuluş Savaşı"nın tanığı olma özelliğine de sahip. Kitap, geçmişten günümüze Anadolu insanının sahip olduğu değerleri anlatırken, yaşanan sorunların da hoşgörü ile nasıl çözülebileceğini müşahhas örnekleriyle anlatılıyor."

 

Prof.Dr.Özcan KÖKNEL (Yazar)

    Onu tesadüfen bit televizyon programında tanıdım.Henüz yayınlanmamış öykü ve romanlarını okuyup inceledikten sonra müthiş kelimesi gayri ihtiyari olarak çıktı dudaklarımın arasından.Zira son zamanlarda böyle sürükleyici,akıcı,düzgün anlatımlı mükemmel betimlemelerde bezenmiş değişik içerikli kitaplar okumayı özlemiştim.

Burhanettin AKBAŞ (Edebiyatçı,Yazar)

    Abdullah Ayata'nın bu eserini ilk defa okuyanlardanım ve aynı heyecanı yakın çevreme de taşıdım.Ayata'nın uçsuz bucaksız deryasından bizlere sunduğu bu roman şüphesiz ki kendisi için de bizler içinde çok önemlidir.Bu romanla Ayata Anadolu'nun mazisine bizleri ulaştırırken bunu bir başlangıç olduğunu da haber veriyor.

Sare HARMANCI (Yazar)

    Son Ermeni geçmişten günümüze uzanan konusu ile okuyucuyu sürükleyen bir eser.Onda milletimizin sahip olduğu değerlerin yanırsa milletçe yaşadığımız problemlere ince dokunuşlar buldum.Sayın Abdullah Ayata'yı bu çalışmasından dolayı tebrik ediyorum.

Yusuf DOĞDU (Şair)

    Ayata'nın bu eserini harika buldum.Konusu ile ilgili doğal anlatımı ile insanı geçmişin derinliklerine götürüp okuma zevkinin  hazzına vardırıyor.Kitap okuma alışkanlığımızın azaldığı bu günlerde sürükleyici eserlere ihtiyacımız var.

 


~~KARTALLAR KAFESE SIĞMAZ~~

Altın Kitaplar Yayınevi 2006

KONUSU:

    Murat,küçük bir Arap emirliğinde çalışmakta olan bir Türk gencidir.Görev nedeniyle tanıştığı bir Arap soylusunun yeğeni olan Azize ile geleneklerin kıskacında gizli bir aşk yaşamaya başlar.İki genç Arap Yarımadasındaki bazı  ülkelerde uygulanmakta olan kefillik ve kısas gibi yasalar yüzünden aşklarını gizlemek zorunda kalırlar.Sonunda yurtdışına kaçarak aşklarının ilk meyvesi olan oğullarını dünyaya getirirler.Ancak,Murat bir süre sonra trajik bir ölümüne kurban gider. Azize, oğlu Lütfullah'la hayatını bir başına sürdürmek zorunda kalır.Aile baskısıyla çocuktan büyük bit titizlikle saklanan baba soyu,yıllar sonra büyük bir tesadüf eseri genç Lutfullah tarafından öğrenilir.Artık o andan itibaren Lütfullah,kim olduğunu,soyunu,nereden geldiğini öğrenmek için bir kimlik arayışına girer ve eline geçen her ipucu onu Türkiye'ye daha da yaklaştırır.

ROMAN İÇİN NE DEDİLER


Hüseyin Kemal TÜRKMEN (Şair-Yazar)

    Onun Anılarda Son Ermeni isimli ilk romanını defalarca soluksuz şekilde okuyarak bir türlü elimden bırakamamış,her okuyuşumda aynı heyecan ve keyfi yaşamıştım.Birçok okuyucu gibi bende yeni eserlerini sabırsızlıkla beklemeye başladım.Zira Ayata her kitabında yaşamakta olduğumuz toplumsal problemlerimizi cesurca ustaca ,ustaca dile getiriyor,bunu yaparken de akılcı,duru bir dil kullanıyor.Mükemmel betimlemeler de eklenince muhteşem bir eser çıkıyor.

Hasan GÜRPINAR (Ressam-Şair)

    İşte o usta ve onurlu kalemlerden birisi daha.Eserlerinin ileri tarihte Türk ve Dünya Edebiyatı klasikleri  arasında yer alacağına inanıyorum.Kartallar Kafese Sığmaz da o harika romanlardan .Konusu, anlatımı şahane.Okumaya başlanınca zaman unutuluyor, su gibi akıp gidiyor.

Güneş SOLAK (Yazar-Kültür Araştırmacısı)

    Onun ilk romanı Anılarda Son Ermeni'yi okuduğum zaman göz yaşlarımı tutamamıştım.Bu yeni romanında da aynı şekilde etkilendim.Bana göre tüm eserleri herkes tarafından okunup dünyaya tanıtılmalı.O,bu eserinde kimsenin akıl edip araştıramadığı,göz ardı edilen toplumsal bir sorunumuzu detaylarıyla inceleyip,usta,korkusuz kalemiyle akıcı bir dille roman tadında beğenimize sunuyor.Yüreğine kalemine sağlık .Yeni eserlerini heyecanla bekliyorum.

Yüksel KALKAN (Gazeteci-Yazar)

    Bana göre Ayata, insanımızın duygularının tercümanı.İyi bir gözlemci ve mükemmel bir kalem.Kitaplarının tüm evlere ve okullara girmesi gerektiğine inanıyorum.Bu yeni romanının konusu da çok ilginç.anlatımını harika buldum.Nefes nefese okunacak bir kitap.


~~HORKUT~~

Altın Kitaplar Yayınevi 2008

KONUSU:
    Gerçek  bir olayla  kültür yozlaşmasını ve başkalaşmaya karşı soylu bir direniş dile getiriyor.Üstelik ilginç bir şekilde,bir yörük devesinin anlatımıyla.Romanda geçen olayların gerçek olduğunu  söyleyen yazar Abdullah Ayata ,bu kitabı yazabilmek için  Horkut Osman'la  beraber iki yaz boyunca, onun çadırında  kendisi ve devesiyle beraber
kaldığını söylemekte,romanını ilginç olaylar ve betimlemelerle süsleyip hikayeyi deve Zalıma anlattırarak konuyu daha dikkat çekici hale getirmektedir.Ayata bu romanında,şimdiye kadar  turizmin hep getirilerini hesaplayan Türk insanına,telafisi mümkün olmayan götürülerininde bulunduğunu hatırlatarak milli, manevi değerlerimize  sahip çıkmamız gerektiği mesajını vermektedir.

ROMAN İÇİN NE DEDİLER

Doç. Dr. Bayram DURBİLMEZ (Erciyes Üniversitesi)

    Yöre kültürü,ülke kültürü,bölge kültürünü besleyen en önemli kaynaktır.Ayata,bu romanında kültür yozlaşmasının ve başkalaşmaya soylu bir direnişi dile getiriyor.Üstelik ilginç bir şekilde,bir Yörük devesinin anlatımıyla.Yöre kültüründen beslenen ülke,bölge ve küre kültürüne hizmet eden Ayata'nın usta kalemiyle edebiyat dünyasındaki yerini sağlamlaştıracağına inanıyorum.

Fazıl Ahmet BAHADIR (Şair)

    İlginç konusu,yine zihinlerde bıraktığı unutulmaz roman tadıyla anlaşıldı ki Abdullah Ayata'nın her eseri birbirinden kaliteli olacak.Bu yeni romanı da yine işlenmemiş konusu,akıcı anlatımıyla harika, yazarın usta kalemi,insan ruh dünyasını okşayıp havalandırarak,peşinden sürükleyen betimlemeleri de hikayeye ekleyince ortaya mükemmel bir eser çıkmış. Kalemine,yüreğine sağlık.Eserlerinin herkes tarafından okunması gerektiğine inanıyor yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyorum.

Ali AYDIN (Yörük Türkmen Vakfı)

    Son zamanlarda birçok alanda olduğu gibi kültürümüzde de bir erozyon yaşanmaktadır.Sayın Abdullah Ayata'nın HORKUT isimli çalışmasını okuduğum zaman çok heyecanlandım.Zira gerçek bir olayla bu kültür yozlaşması anlatılıyordu.Kitabın bir an önce okuyucuyla buluşmasını sabırsızlıkla beklemeye başladım.Bizleri yeniden düşünüp silkinmeye itecek olan bu eserin toplumun her kesimine ulaşmasını umuyorum.Kalemine,yüreğine sağlık Sayın Ayata yolun açık olsun.

 


~~ERCİYESİN GÖGESİNE SIĞMAYANLAR~~

Altın Kitaplar Yayınevi 2006

KONUSU:

Onlar…dedelerimiz, ninelerimiz bazılarımızın yakından, kimilerimizin uzaktan akrabası olan örnek şahsiyetler. Analarını, babalarını, cinsiyetlerini seçme gibi bir tercihleri olmadığı gibi doğdukları yerleri seçme şansları da yoktu elbette. Yüce Yaradan’ın emriyle Erciyes’in etrafındaki kıraç topraklarda yaşamakta olan ana ve babalardan dünyaya gelip, nafakalarını yine aynı muhitlerden temin ile kısmetlendirilerek yazgıları yazıldı. Çocukluk yıllarında vatan, millet, inanç karışımı hamurlarla temiz leğenler içerisinde yoğrulup mayalandılar. Aldıkları eğitim ve terbiye gereği saygı, insaf, hoşgörü, dürüstlük ve cesaret meziyetleri bünyelerine köşeli çelik, ağır, taşınması zaruri sorumluluklar olarak yüklendi. Vatan edindikleri muhitlerin nimetlerinden yaralanmaktan ziyade külfetlerine katlanmak zorunda kaldılar.

Erciyes’in kar sularının yavaş yavaş eriyerek küçük akarlar oluşturarak düzlüklere inip sakince, huzurluca enine boyuna aktığı gibi kaygısız bir hayatları olmadı. Hep fırtınalar, boranlar, yüksek zirvelerden kopup gelen acımasız çığlar benzeri haksızlıklar, dengesizlikler, karışıklıkları gidermek için mücadele verdiler. Adalet terazisinin dengesinin bozulmaması için yürekleriyle, bilekleriyle mücadele edip hep haktan, doğrudan, mazlumdan yana taraf oldular. İnançları, töreleri, kutsal değerlerini her şeyden üstün tutup, en kıymetli hazineleri olarak kabullenerek korumaya çalıştılar. İnsanoğluna deneme amaçlı bahşedilen ‘fani dünya’ denilen zamanının ince bir iplik gölgesinde dinlenme kadar kısa ve geçici olduğunu bildiklerinden, nimet ve şöhret edinme peşinde koşarak kısa hayatlarını boşa harcamadılar. Kendilerine verilen ömür yıllarını gayesiz, lüzumsuz ambarlara istifleyip boşa geçirerek mazilerinden hayıflanacak durumları olmadı. İnsan olarak yaratılmanın vermiş olduğu ayrıcalık ve onurla görevlerini tamamlayarak sessizce ayrıldılar yeryüzünden. Gerçek hayatlarına, öbür dünyaya nurlu yüzlerindeki tebessümlerle döndüler. Bizlere geride birçok sorumluluk bırakarak…

Anadolu’nun gökyüzüne uzanmış eli olan Erciyes Dağı gibi dik duruşlarıyla, inançları, idealleri, eylemleriyle bizlere yol gösterip örnek oldular. Kimilerinin adı unutulmaya yüz tuttu. Bazılarının mezar yerleri bilinmez, bulunmaz hale geldi. İşte o isimsiz kahramanlar, rahmetle, minnetle anmamız gereken yiğitler Kara Müftüler, Kanberli Osmanlar, Gizik Duranlar, Katipzade Nuh Naciler, Kemal-Tufan Beyler,Vali Muammerler, Ahmet Hilmiler, Ömer Mümtazlar, Kaymakam Atıflar, İbrahim Efendiler, Sırkıntı Türkmen Beyleri, Kara Aliler, Deli Habipler, Müsüroğlu Ahmetler …daha nice adsız kahramanlar, işte bu roman sizlerin hikâyenizdir. Umarız ki, sizden sonraki nesiller hangi şartlar altında, hangi kıt imkânlarınızı zorlayarak oluşturduğunuz mucizeler sonunda bizlere emanet olarak bıraktığınız güzel ülkemizin kıymetini bilerek ona sahip çıkma gayreti gösterirler.

erciyesgolgesi

ROMAN İÇİN NE DEDİLER


DEVELİ  BELEDİYE BAŞKANI SAYIN RECEP ÖZKAN

Develimiz coğrafi konumu ve stratejik önemi itibari ile tarih boyunca önemli misyonlar üstlenmiştir.Bağından yetişen  yiğit insanlar gerektiğinde vatan savunmasında malı ve canı ile destek verirken gözlerini dahi kırpmamışlardır.

Develi halkı;Cennet vatanımızın işgal altında olduğu yıllarda Kuvay-1 Milliye teşkilatının ilk kurulduğu İlçelerden olup topyekün vatan savunmasına iştirak etmişlerdir.

İlçenin doğusunda Fıraktın köyü-Zamantı Köprüsü,Kuzey doğusunda Gezbel’e kadar gelen işgalci güçlerin kuvvetlerini püskürtmek için gereken  teşkilatlanma ve mühimmat hazırlıklarının zamanında yapılmasında emeği geçen Fevzi  Numan CEBECİ Hoca( nam-ı diğer  Kara Müftü) gibi değerli simaların  tarih sayfalarına yazılan örnek çalışmalarını bulabileceğiniz ‘’ERCİYESİN GÖLGESİNE SIĞMAYALAR’’ eseri vatanın her karışında fışkıran yiğitlerin gönüllere nasıl taht kurduğunun bir vesikasıdır.

Belediyemiz Kültür yayınları serisine katılan bu eserin akıcı bir uslup içerisinde okuyuculara sunulmasında gayretlerini esirgemeyen değerli yazarımız Abdullah Ayata beyefendiyi tebrik ediyor,eserin ortaya çıkmasında katkıları bulunanlardan  ahirete intikal eden değerli şahsiyetlere de Cenab-ı Haktan rahmet,hayatta olanlara esenlikler diliyorum.